15 Ağustos 2014 Cuma

Yılmaz Özdil Üsluptan ve Abartmaktan Gitti




"Ne yolsuzluğu, biz binlerce km yol yaptık!"

"Yasin El Kadı'ya (Uluslararası islami terorist) kefilim!"

"Bu çapulcular dozerlerle ağaçları söktüler!"

"Üstü çıplak, altı deri pantalonlu 80 gezici, türbanlı bacımıza bira şişeleri ile saldırdılar, üstüne işediler!"

"Her alkol alan, alkoliktir!"

"Kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak!"

"Onlar gemi değil, gemicik!"

"Apo ile görüşen şerefsizdir!"

"Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun. Yıllar yılı içerde olan vatandaş, içlerinde kaçak olanlar vardı!" (33 aydınımızı çatır çatır yakan katillerin zaman aşımından serbest kalmasını kutluyor)

"Kadın mı, kız mı belli değil"

"Başbakana "Yuh!" çekersen tokadı yersin!"

"İsrail dölü!"

"Ananı da al git!"

"Ne o 3 dil biliyormuş! Tercüman mı arıyoruz biz?!"

"Bunlar olağan şeyler. Bakın Amerika! Teknolojisiyle herşeyiyle...yıl 1907, iki ayrı madende grizu ve kömür patlaması kazası, 361 ölü" (Soma'da ölen 301 madencimizin acısını hafifletmek için Buffalo Bill'in yaşadığı zamandan örnek verirken)

...

"Başbakan Bilal olsun" diyen Yılmaz Özdil abarttı valla.

Ha bi de kötü üslubu var di mi?

"Mezarında TOMAlar nöbet bekleyecek, insanlar tükürmesin diye!"

Çok ayııııp! Haketmiş valla. Abartmayı, hakareti böyle düşük seviye yaparsan kovarlar adamı haklılar!

Halbuki;

"Sadrazam Bilal olsun, babası Padişah olsun, anası Hürrem olsun, Yiğit saray soytarısı, Cengiz lazımlığı tutsun, Reza haremdeki oğlan olsun" desen...

"Mezarında TOMAlar nöbet bekler ama millet senin mezarına tükürür, işer, cesedini çıkartır, köpeklere yedirir!" yazsan...

Şimdiye Cumhurbaşkanıydın Yılmaz! Bu millet seni en tepeye gözünü kırpmadan taşırdı.

Ah be Yılmaz ne yaptın, neden korktun?

...

Yılmaz Özdil'in gidişi ile tüm muhalefet yer altına girmiştir. Bundan sonra oradan saldıracağız. Haaaa, oranın kuralları serttir. Yere düşene kadar sürer dövüş. Sonra "naptık biz???" demeyesiniz sakın!

AĞZINIZA AĞZINIZA ÇAKARIZ!

;)

12 Ağustos 2014 Salı

Çocukken Gülmenin Bedeli Büyükken Ağlamak

Robin Williams'ın da gittiği haberini aldık ya...

Hani dün geceki dolunayın bir de göz damlamıza yansıyacağı tutmuş gibi.

Zor...onlarla beraber biz de ölüyoruz parça parça.

Çoçuk kahkahalarımız, hayalgücümüz, rüyalarımız sönüyor bir bir.

Hook'taki Peter Pan öldü...

Müthiş cefakar dadı Mrs.Doubtfire öldü...

Müthiş eğlenceli ve sevgi dolu doktor Patch Adams öldü.

Hani bu rolleri onun kadar iyi oynayacak kim var derseniz, belki Dustin Hoffman derim, Tom Hanks derim, başka da diyemem.





Şimdi bakıyorumda bazı isimlerin ölmesi bizi neden çatırtadıyor...

İçimizden bişiler kopuyor...nedir o isimlerin ortak noktası?

Neden?

Onlar bizi biz yapanlarda ondan.

Her birinin bizim şu anki halimizde bir tuğlası var.

Televizyonun önünde yere bağdaş kurarak, gözümüzü ayırmadan seyrettiğimiz Adile Teyze'den öğrendik iyiliği, kötülüğü, yatma saatimizi...büyüklerden gayri bir kaynağımız daha vardı artık...onların karşısına dikilip akıl verdirecek kadar işledi bizi Masalcı Teyze.








Barış Manço bizi silik çocukluktan Türkiye'nin yıldızı yaptı...mikrofon uzattı, şarkı söyletti, hikaye anlattırdı...el kadardık, ekran karşısında şarkı söyleyece kadar özgüven aldık. "Adam olacak çocuk!" derdi ama bizi adam eden bizzat oydu işte.








Kemal Sunal tüm filmlerinde aklı en fazla bizim kadar çalışan çocuktu...onunla bizim gibi dalga geçerlerdi...aile büyüklerimizin arkadaşlarımızın bize yaptığı oyunların aynısını ona da yaparlardı...olmayan sevgiliden mektuplar, herkesin herşeyin iyi olacağına inanmışlık...ama sonunda hep kazandı...bizdik kazanan aslında.



Mavi Ay'daki eğlenceli dedektif David Addison (Bruce Willis) u nasıl beklerdik her hafta...beklediğimiz sadece bizi büyüklerin ligine sokan esprileri, şakaları değil, kendi sesinden daha yakışan bir sesi ona lütfeden Alev Sezer'di.




"Süper Baba"daki ideal tonton dede...hani ders kitaplarımızdaki, çizgi hikayelerdeki dede...Yakup Dede...İhsan Devrim.

Mükremin'in Babası Erdoğan Dikmen değil miydi bizdeki haşarı tarafın antitezi. Sanki bir yaramazlık yaptığımızda azarı ondan yiyecektik ama sırtımızı yine o okşayacaktı.


Ahhh Hüsnü Kuruntu Gazanfer Özcan! Herkes gülerdi ya, biz de herkese bakar gülerdik yerde.

Nice isimler...kimisi tek kanal döneminin armağanları bize, kimisi daha öncesinin. Işıklar içinde uyusunlar.

Kimler kaldı bizi biz yapan hiç düşündünüz mü?

Zeki-Metin! Teyp, video kasetlerini saatlerce dinleyip, izleyip dinleyip güldüklerimiz...büyüklerin bazı yerlerine daha dolu dolu güldüğü, bizim başka yerlerine güldüklerimiz.

Halit Akçatepe...

Münir Özkul...

Micheal Keaton (Beterböcek)...

David Hasselhoff...

Ayşen Gruda...

O büyüleyici sesiyle Ali Düşenkalkar...

Şener Şen...

Levent Kırca...

Tom Hanks...

Arnold Schwarzenegger...

Bruce Willis...

Stallone...

Spielberg...







Liste belki biraz daha uzar, o kadar.

Sonra zaten çoçukluk biter.



10 Ağustos 2014 Pazar

"Milli İrade" denen ucube bugün öldü, Yaşasın "ÖZGÜR İRADE!"



Evet "Milli İrade" öldü! Artık yok!

Bu toprakların hiç görmediği kadar aşağılık, ahlaksız bir Cumhurbaşkanlığı seçim süreci yaşandı ve bu toprakların hiç görmediği kadar ağzı bozuk, hırsız, ırkçı biri bu ülkenin Cumhurbaşkanı oldu!

Üzerinden lapır lapır pislik dökülürken,  umarsızca, ahlaksızca, vergi verenler tarafından sağlanmış tüm devlet enstrümanlarını kullanarak...

Hiç bir hesap vermemecesine, dini sömürerek, hakaret ederek, ötekileştirerek, komşuyu komşuya düşman ederek, bayağılaşarak seslendi millete!

Ya bizzat sahibi olduğu ya da kıskaca aldığı basındaki satılık kalemler, televizyonlar aralıksız çalıştı onun için! Yalanın, iftiranın, hurafenin bini bir para oldu!

E herkesin kutsal sandığı, zeki sandığı, vicdanlı sandığı "millet" ne yaptı peki?

Sünni islama yoğun olarak inanmış kitle, kendisi dışında kimse ile empati kurmaya gerek duymadan gitti oyunu gönül rahatlığı ile verdi...

Büyük farkla Cumhurbaşkanı seçti! Hiç umursamadı, hakarete uğrayan "diğer" kitleler ne düşünür, sünni islam pratiklerini onların anladığı şekilde uygulamak istemeyenler ne yapmak ister. Gitti attı...

İyi de oldu...

İşte bu "Milli İrade" denen kutsallaştırılmış biblonun ne kadar ucuz, ne kadar basit olduğunu ispatladı!

Şimdi paralı kalemşörler saldıracak! "Nası koduk ama, şiştiniz mi?!" yazıları dolacak tüm çarşaflar!

Şişmedik... Hatta hiiiç acımadı... Biz bunu biliyorduk. VIZ GELİR TIRIS GİDER!

Ona oy atmayan kimse artık "Milli İrade" ye inanmıyor! BİTTİ!

SAYGI DUYMUYORUZ!

BİZ BİREYİZ! BİZ ÖZGÜRÜZ!

BİZ SENİN DAYATMALARINA GÖRE YAŞAMAK ZORUNDA DEĞİLİZ!

BİZ KİMSEYE ZARAR VERMEDİĞİMİZ SÜRECE İSTEDİĞİMİZİ YAPARIZ!

BİZ İNANCIMIZI, İNANÇSIZLIĞIMIZI, MEZHEBİMİZİ, IRKIMIZI, KÜLTÜRÜMÜZÜ İSTEDİĞİMİZ GİBİ YAŞARIZ!

BİZ ÜMMET DEĞİLİZ!

BİZ OSMANLININ TORUNU DEĞİLİZ! O BU TOPRAKLARDAKİ HERKESİ YÜZYILLARCA KEYFİ UĞRUNA SÖMÜRMÜŞ, CAHİL BIRAKMIŞ, EMPERYALİST BİR AİLEDİR!

BİZ ÇOÇUĞUMUZA DAYATTIĞIN BAĞNAZ, TEK MEZHEPLİ DİN EĞİTİMİNİ KABUL ETMEYİZ!

BİZ, BİZİM VERGİLERİMİZLE TERÖR ÖRGÜTLERİNİ BESLEMENE, MASUMLARIN KANLARINI AKITMANA İZİN VERMEYİZ!

BİZ MÜRİT YAPTIĞIN ZAVALLI KOYUN KİTLENİN TEHDİTLERİNE KULAK ASMAYIZ!

BİZ, SENİN GİBİ RUHANİ GÖRÜNÜMLÜ OLUP DÜNYEVİ ZEVKLERİN PEŞİNDE KOŞMAYIZ!

BİZİM AHLAKIMIZ BACAK ARAMIZDA DEĞİL, BAŞKASININ HAKKINI YEMEMEKTE, ADİL OLMAKTA!

BİZİM İÇİN SEN HARİÇ HERKES İNSAN! HERKES EŞİT, DİNİ, IRKI, İNANCI NE OLURSA OLSUN!

BİZ, SENİN KALEMŞÖRLERİNİN SAÇMASALAK KOMPLO TEORİLERİNE İNANMAYIZ!

BİZ DOĞAMIZI SEVERİZ, AĞACIMIZI, TOPRAĞIMIZI KORURUZ! GEREKİRSE BİR AĞAÇ İÇİN ÖLÜRÜZ!

BİZ YUKARIDAKİLERİ YAPTIĞIMIZ ZAMAN ÜSTÜMÜZE SALDIĞIN SİLAHLI KUVVETLERE DİRENİRİZ!

BİZ BİREYİZ! ÖZGÜR BİREYLERİZ!

SENİ TANIMIYORUZ!

ARTIK ÜLKEMDE "ÖZGÜR İRADE"YE GÖRE YAŞAYAN DEV BİR KESİM VAR!

1 DEĞİL, 10 DEĞİL, 100 SEÇİM DE KAZANSAN!

GÜCÜNÜ OĞLUNA, KIZINA VEYA BAŞKA HIRSIZ MÜPTEZELLERE DE AKTARSAN!

BİZ SENİN MÜRİTİN DEĞİLİZ!

BİZ SENİN "MİLLETİN" DEĞİLİZ!

BİZ SENİN "VATANDAŞIN" DEĞİLİZ!

SEN, SENİN OLMAYI KABUL EDENLERLE YAŞA, BİZE BULAŞMA!

BİZ BOYUN EĞMEYECEĞİZ! ÖLECEĞİZ, KÖR OLACAĞIZ, SAKAT KALACAĞIZ AMA BOYUN EĞMEYECEĞİZ!
YAŞASIN ÖZGÜRLÜK, YAŞASIN "ÖZGÜR İRADE!"

5 Ağustos 2014 Salı

Tamam tamam...yenildik...siz yendiniz...Ama!

Biz çoktan satın aldık seçim denen aptal oyununun sonucunu dostum.

Tamam tamam...

Biz yenildik, siz yendiniz!

Balkonda konuştunuz! Elele poz verdiniz!

Saldırdınız bize hunharca!

Kendinizi iyi, çoook iyi hissettiniz!

Günün galibi sizsiniz.

Ama unutmayın...

İşin sonunda...

Tarihin ışığında...

Çocuğumun gözünde...

Yetimin ekmeğinde...

Şehidimin canında...

Yüreğimin sıcağında...


BİZ KAZANDIK!

SİZ KAYBETTİNİZ!


27 Temmuz 2014 Pazar

10 Maddede Oral Seksli Yoga Tarikatı ve AKP

Biraz sonra fena kışkırtıcı bişi yapacağım...



Ülkenin en büyük siyasi partisini ve ekosistemini son günlerde ortaya çıkan sapkın bir tarikata benzeteceğim. Yoga Akademi ve AKP arasındaki ortak noktaları listeleyeceğim.

Tarikatla ilgili bilgileri Ayşe Arman'ın seri röportajlarından aldım. Diğerlerinin tamamı değişik vakitlerdeki demeçler. Alın, kopyala yapıştır yapın google'a zamanı, ismi cismi çıkar.

Daha önce de yaptım ben bunu...Aziz Yıldırım ve müritlerini Amerika'nın ünlü Jim Jones tarikatına benzetmiştim...Buyrun linki: http://sarapvepeynir.blogspot.com.tr/2011/12/iki-tarikat-iki-lider-ve-muritlerinin.html

Bazıları fena kızmışlardı bana, özellikle müritler :) Ama okundu bolca, okuyanların çoğu hak verdi. Lakin sonuçta öngördüklerimin hepsi oldu.

Şimdi bu yazıdan sonra malum yandaş müritler saldıracak:

"Sen oral seksli bir tarikatı nasıl büyük AKP'ye benzetirsin!"
"Biz Allah'tan başkasına iman etmeyiz! Seni kafir deyyus!"
"Zaten "AKP mitingindeki çapulcu" yazınla nasıl bir ırkçı, faşist olduğunu göstermiştin! Yahudi dölüsün sen kesin"

Bence AKP cenahında cinsel olaylar yok ama bir tarikatın özelliklerinin tamamı var. Bunu yazma nedenim muhtemelen buradan saldırmaya çalışacak olmaları.

Hay bin köfte! Çok da kuvvetliler, devlet, polis, asker filan ellerinde.

Ama olmuyor işte, durduramıyoruz bu yüreği...kalemi...

Neyse başlayalım.

YOGA AKADEMİ ve AKP

1

Yoga Akademi - Kız arkadaşı mürit olmuş genç:
Kız arkadaşımın konuşmalarında sürekli bir ötekileştirme vardı, "bizler" ve "sizler". "Bizler iyiyiz, sizler kötüsünüz. Bizler akıllıyız, sizler aptalsınız. Sizler dünyevi insanlarsınız"


AKP - RTE: 
"Biz milletin tarafı olduk, CHP, MHP, HDP bunlar devletin tarafı oldular!"
"Bunlar monşer!"
"Bunlar 1938'e kadar, Gazi Mustafa Kemal'in yapmış olduğu raylı sistemlerde kaldılar. Ondan sonra gelen İnönü hükümetleri falan hikaye. CHP hükümetleri hikaye. Biz geldik, ele aldık veTürkiye'nin dört bir yanını şimdi biz, demir ağlarla örüyoruz. Onlarda ufuk yok, bizde ufuk var. Onlarda tarih bilinci, ecdada hürmet, dava şuuru yok, bizde bunlar var. Onlar iktidarda bulunduğu dönemlerde Türkiye'yi küçülttüler, daralttılar, Türkiye'nin itibarını zedelediler. Biz ise ülkemizi büyüttük. Bayrağımızın, vatanımızın, milletimizin itibarına, daha da itibar kattık. Onlar kutuplaştırıyor, biz kucaklaştırıyoruz. Onlar ayrımcılık yapıyor, biz kardeşliği savunuyoruz. Onlar eski Türkiye diyor, biz yeni Türkiye'nin mücadelesini veriyoruz."


2

Yoga Akademi - Kız arkadaşı mürit olmuş genç:
Bir kitap okuyorum mesela, "Niye bunu okuyorsun, okuyacaksan "Üstad"ın kitabını oku!"

AKP - RTE
"Onun için bundan sonra ben de diyorum ki partinin mensupları olarak yalan yanlış bu haberleri yapan medyaya karşı sizler de kampanyanızı başlatın, sürdürün ve bu gazeteleri evinize sokmayın. Almayın''










3

Yoga Akademi - Kız arkadaşı mürit olmuş genç:
"Ayakkabısını, galoşunu giydirmek için sıraya girenler, daha neler neler!"


AKP - RTE'nin baygınken mahsur kaldığı otomobilin camını kırarken kullanılan balyozu satın alan milletvekili:
"Benim için manevi bir değeri oluştu. Yanımdan ayırmayacağım!"



4

Yoga Akademi - Bir Mağdur:
"O bir üstad ve siz ona inanıyorsunuz, teslim oluyorsunuz. Bizim Türk öğretilerimizde de bir guru, bir mürşid, bir usta vardır. Bütün mistik öğretilerde ustaya teslimiyet vardır, onu eleştirmek de spiritüel intihar demektir."


AKP - Yandaş yazar Ali Rıza Demircan:
"Yolsuzluk tapelerini dinlemek, inanmak, yaymak haramdır"

Beyaz TV:
"Ustanın hikayesi belgeseli"

Yandaş basın:
"Büyüksün USTA!"

Tüm AKP milletvekilleri:
"Başbakanımıza güveniyoruz, Cumhurbaşkanlığı adaylığı için hepimiz boş kağıda imza atıyoruz"

RTE:
"Mehmet Altan için gereğini uzatmadan yapın!"










5

Yoga Akademi - Bir Mağdur:
"Söyleşilerde sanki o anda rastgele gelen bir soruya verdiği cevabı aslında bir ay boyunca çalıştığını öğrendik. O sorunun kimin tarafından bile sorulacağının belli olduğunu."

AKP - T24 Haberi:
"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın uçağına alınmayan gazeteler ortaya çıktı. Uçağa binemeyen gazeteler arasında ülkenin en yüksek tirajlı üç gazetesi Zaman, Posta ve Hürriyet de var.
Başbakan'ın gezisine temsilcileri katılamayacak olan gazeteler şöyle: Radikal, Hürriyet, Habertürk, Zaman, Milliyet, Vatan, Bugün, Taraf, Posta, Sözcü, Cumhuriyet ve Yurt. Başbakanlık gezilerine katılmak için henüz hiç kabul edilmemiş gazeteler ise, Özgür Gündem, Evrensel, Birgün ve Sol gazeteleridir."
AKP - Kılıçdaroğlu'ndan RTE'ye 12 Yıllık Çağrı:
"Televizyonda çık karşıma tartışalım!" ...RTE hiç çıkmadı...hiç bir muhalifin karşısına çıkmadı.


6

Yoga Akademi - Tarikat Lideri Akif Manaf'ın "Üç eviniz var, nasıl aldınız bunları?" sorusuna cevabı:
"Üyelerden borç alarak. O borçları da yavaş yavaş ödüyorum. Ama bu üç evi keyif için almadım, hepsini eğitim için kullanıyorum."

AKP - Tuvaletine, duvarına kadar Erdoğan ailesinin tasarladığı, imar izni için devletin valisinin sürüldüğü Urla villaları hakkında RTE'nin açıklaması:
"Bu Urla ilgili olay bir defa şahsımla alakalı değil. Hukukta bir kaide vardır. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. O söylenen yer 35 yıl önce inşa edilmiş olan bir yerdir.  Şahsımla zerre kadar alakası yok. Ben son 5 sene içerisinde senede 3 gün 5 gün gittiğim ailece görüştüğüm çok sevdiğim bir dostuma ait olan bir yerdir orası. Ve orası hazine arazisi değildir, onların kendi mülküdür. Oranın sahipleri oraya 35 yıldır sahiplerdir."

Manaf daha dürüst çıktı iyi mi...

7

Yoga Akademi - Tarikat Lideri Akif Manaf Adliyelik Olduktan Sonra:
"Ne tarikat ne cinsellik, buradaki mesele tamamen para. Pasta büyüdü, kazanç arttı ve paylaşımda sorunlar oldu. Meselenin özeti budur"

AKP - RTE 17 Aralık Sonrası:
"Yolsuzlukların olduğu bir hükümet olsa bu hükümet, 230 milyar dolardan milli gelir 800 milyar dolara çıkar mıydı? Soruyorum sizlere Allah aşkına 79 senede bu ülkede 6 bin kilometre bölünmüş yol yapıldı, biz ise 10 yılda 17 bin kilometre yol yaptık."

8

Yoga Akademi - Akif Manaf:
"Ben kendimi insanlığa hizmete adadım. Amacım budur. Bilgilerimi insanlara aktarmak. Bunun için geldik."

AKP - RTE:
"Biz kaset siyaseti yapmıyoruz, biz hizmet siyaseti yapıyoruz. Bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik"


9

Yoga Akademi - Akif Manaf
"Evet gelecekte sağlıklı yaşam köyü kurmak hedefim vardı, hala var"

AKP - RTE
"Yaptıklarımızla özlenen, yeniden büyük Türkiye’yi inşa ediyoruz, kuruyoruz"


10

Yoga Akademi - Akif Manaf:
"Bir darbe girişimi oldu, internet sitemizi çökerttiler. Çünkü suçları ortaya çıktı, hapse girmekten korktular."

AKP - RTE:
"Gezi olaylarının arkasındaki gerçek aktörleri sizler çok yakından tanıyorsunuz, 17 ve 25 Aralık darbe girişimlerinin arkasındakileri sizler çok yakından tanıyorsunuz. Faili meçhullerin arkasında kim varsa, işte bu saldırıların arkasında da aynı anlayış var. 1992'de, Nevruz'da 40 kişinin ölümünün arkasında kim varsa, 17 Aralık darbe girişiminin arkasında o var" 


Nasıl Türkiyem? Enerji geliyor mu? Devam edelim mi? ;)





17 Temmuz 2014 Perşembe

Beyin Bitiren Eylem #MuslukAçİstanbulunSuyunuBitir

"Cumhurbaşkanı olunca Kuran'ı Kerim'i yasaklayacak mısınız?!"

...diye sordu bir zavallı.

Ekmeleddin Bey etrafındakilerin şaşkınlık ve tepkisine rağmen gayet soğukkanlı şekilde terketti mekanı.



Trabzon'da cami çıkışında, bir AKP bez bebeği tarafından soruldu bu soru...

...kafatası yandaş medya tarafından özenle boşaltılmış ve çöple doldurulmuş, az eğitimli nice insanımızdan sadece biri.

Şimdi bu garipten çok yok der geçersiniz ama...

...Ih ıh...öyle değil...Çooook var, malesef çok.

Malum faşistin ikide bir "Benim milletim!" diye hitap ettiği 50% lik bir kesimin önemli bir kısmı malesef bu kadar kandırılmış vaziyette.

Hiç kızmayın bu zavallıya, iktidarın en önemli silahının etkisi altında diyoruz uzun zamandır:

KİTLE İLETİŞİM SİLAHI

Bu öyle bir silahki, eğer doğru ve çok yönlü bilgiye erişim imkanınız yoksa, çok kısa bir sürede sizi etkisi altına alıyor...

...tüm sinir sisteminizi ele geçirip size en korkunç işleri yaptırabiliyor.

Ekmeleddin Bey'e salak soru sormak bunlardan en masumu...daha neler var.

Örnekler:

Kabataş'ta deri pantalonlu, üstü çıplak, zincirle filan dolaşan gezicilerin türbanlı dövüp üzerine işediğine inanarak özgürlük mücadelesindeki insanlardan nefret etmek...

İstanbul trafiğini Gezicilerin tıkadığını sanmak...

İki dünya savaşı çıkarmış iki rakip ülkenin, İngiltere ve Almanya'nın, yükselen Türkiye'yi durdurmak için planlar yaptığını sanmak (Yiğit Bulut denilen ultra zeki(!) senariste selamlarla)...

"Ya saate bakarken Reza Bey yanımdaydı, benim adıma getirtiverdi yurtdışından" seviyesindeki zavallı mazeretlere inanmak...

Atatük'ü Yahudi bir ajan sanmak...

Ergenekon'u gerçek sanmak...

Abdülhamit'i hiç toprak kaybetmemiş bir Ulu Hakan sanmak...

İstiklal savaşını hiç yapılmadı sanmak...

Soma'daki madende cemaat sabotaj yaptı sanmak...

Tepemizdekini vicdanlı sanmak filan.

Daha çok örnek var...yandaş medya senaristlerinin hayal güçleri nereye uzanırsa ona inanacak kadar zavallı, akıldan, bilimden uzak, gerçeklikten uzak bir güruh bu.

Sorgusuz sualsiz itaat eden bu kitleye bugün söylediğiniz şeyin tam tersini yarın söyleyin yine inanıyor.

Örnekler:

Dün: Cemaatin hayır işleri yapan çok değerli bir yapıdır, Pensilvanya'ya selamlar gönderiyoruz!
Bugün: Allah belasını versin bu parallellerin!

Dün: Darbeci, vatan haini komutanlar!
Bugün: Kumpas kurulmuş vatanseverler!

Dün: Esad kardeşimizdir evet!
Bugün: Allah belanı versin Esed!

Dün: Ben terör örgütü liderleri ve kabile reisleri ile görüşmem!
Bugün: Kan dökülmesin diye herkesle görüşülür tabi. Barzani de kardeşimizdir, ehi :)

Öğlen: Kandilden gelen kafilenin bölge halkı tarafından çoşku ile karşılanması çok güzel bir olay
Akşam: Kimsenin bizim iyiniyetimizi süistimal etmesine müsade etmeyiz!

10 dakika önce: Gönlümde başkanlık var
10 dakika sonra: Ben öyle bişi demedim!
Bugün: Evet başkanlık istiyorum!

1 dakika önce: Bir densiz bize boyu kısa demiş! İşte bu ırkçı zihniyet böyledir!
1 dakika sonra: Önemli olan boy değildir, soydur soy!

falan filan...liste uzar.

Peki bu "ne söylenirse hiiiiiç sorgulamadan inanan" kitlenin önüne sunulan son yemek nedir?

"Geziciler muslukları açık bırakıp İstanbul'un suyunu bitirecek!"

:)

İktidarın yayın organı ve paralı kalemşörlerinin en zekilerinin(!) çalıştığı Yeni Şafak'ın son haberi :)))



Engin Ardıç filan lanet okumuş mesela bu musluk açıcı gezicilere :)))

#MuslukAçİstanbulunSuyunuBitir diye yalandan tag açılmış twitterda :)))

Biz böyle gülüp geçiyoruz ama ıh ıh...o 30% filan buna inanıyor arkadaşım.

Şöyle düşünün...

İstanbul'un su sorunu yıllardır biliniyor...

Buna 20 küsur yıllık belediye, 12 yıllık siyasi iktidarlıklarında çözüm üretemişler...

Sürekli "yok öyle bişi" demişler...

Suyla ilgili sağlam bir çözüm bulmak yerine "Çılgın projelerle" İstanbul'un son su havzalarını kurutacak süper zeki işler planlamışlar...

Lanet olsun zamanlamaya, tam malum faşist Cumhurbaşkanlığı yarışına girdiğinde sular dibe dayanmış...

Su kesintisi yapılsa dert, iktidardan bilinecek, seçim riske girecek...

O zaman ne yapılıııır?! Özenle bu beceriksizliği atacak bir suçlu aranır!

O zavallı 30%'un kafasındaki "doğal suçlu" bu iş için en uygun adaydır her zamanki gibi!

"GEZİCİLEEER!"

Oy anam!

:))

Hazır başlamışken devam edelim dostum, yorulmasın KİTLE İLETİŞİM SİLAHLARINIZ:

Geziciler ayak serçe parmağınızı vurduğunuz sehpadır...
Geziciler iftar yaklaşırken sinirli olmanızın nedenidir...
Geziciler ortalamanın üzerindeki sıcaklıklardır...
Geziciler uzun yanan kırmızı ışıktır...
Geziciler sütten zamansız kesilen ineğinizdir...
Geziciler ayağını kesen midyedir...
Geziciler sizi komşunuzun namusuna göz diktirendir...yoksa bakmazdınki sen...
Geziciler yemek sonrası mide yanmasıdır...
Geziciler geçen sene vefat eden annenizin kanseridir...
Geziciler gece evinize usulca giren, siz uyurken tepeden bakan, sonra giden manyaklardır...
Gezicilerin Bonzai fabrikası vardır.

Alın size en az 3 aylık malzeme, tepe tepe kullanın.

Ama...

Kimse bana bu zavallı kitleyi etkilemenin siyaseten "Ustalık" olduğunu anlatmasın!

Bu oy verme ehliyeti olmaması gereken zavallıları etkileyip oyunu almak, ardından hırsızlık, yağma çarkını döndürmeye devam etmek siyaset filan değil, olsa olsa ahlaksızlıktır!

Milli irade denen ucubenin çoktan geçersiz olduğunun ispatıdır bu manşetler!

Kusura bakmayın ama benim muhalefet partim bu ahlaksızlığa ortak olmuyorsa, halkına bu yalanları söylemiyorsa kimse onu "başarısız" olarak değerlendiremez!

O aksine tüm pisliğin içinde biraz beyaz kalabildiği için başarılıdır! İsterse bir oy alsın!

Ülkenin en az 30%'u aklını kaybetmiş, attığı oyun hükmü yoktur!

Hükümsüzlere karşı durmak insanlık vazifemizdir!


10 Temmuz 2014 Perşembe

Adrasan Ölmemiş Ayakta! Sünger Bob Gören Masum Köylü Öyle Diyor!

Beş mi altı mı bilmiyorum artık...

Olimpos'tayım yine.

Bu sefer biraz uzunca süreliğine...Orange'da kalıyorum.

Barını bilirdim buranın, ismini çok duymuştum.

Kadir, Türkmen, Şaban, Bayram vs...Hep böyle Anadolu kökenli isim dayatması tüm pansiyonlarda :)

Hepsi de gayet değerli insanlar, çoğu buranın yerlisi ve pırıl pırıl işletmeleri var ayrı...

...ama "Orange" güzel isim be! Çekici :)

Mekan da güzel...

Çok rahat...personel ilgili...yemekler tam istediğim gibi, az etli, ferah.

Hamaklar, çardaklar maksimum miskinliğe çağırıyor...odalar rahat.



İnternet filan da var...ki bunu yazabildik.

E ucuz da...denize en yakın yerlerden biri...

İşletmeci ve barda duran Abdullah çok ilgili, sağolsun. Söylemek yetiyor ihtiyacı.

...yalnıııız

Sakın ola çoluk çocuk şöyle her şey dahil bir tatil yapayım, bol bol yanayım, yanarken mojito mu içeyim filan, veya iki kanka hatun düşürmeye gidelim, sabahlara kadar eğlenceye akalım falan diye düşünmeyin. Olimpos böyle düşünenlere göre değil.

Kitap okuyun, yazı yazın, dünyanın bin yerinden bin insanla tanışın, sohbet edin, paylaşın, uyuyun...

...duşu, kabini olmayan kumsalda serinleyin...o kadar.



Bi de benim gibi manyağa bağlayıp öğle sıcağında 10 km'lik Adrasan, Çıralı yolculuklarına filan çıkabilirsiniz işte.

Ne yürüdüm be!

Adrasan'ı merak ediyordum yangından sonra, durum ne kadar kötü diye.

İyi de olmuş merak ettiğim, o yolu yürümek ayrıca iyi olmuş. Yine orjinal yerler gördüm, güzel insanlar tanıdım.

2 kilo filan verdim, bir de çanta izli güneş yanığım var hayırlısı ile.


Garip bir tepenin üzerinde garip bir zeytinlik buldum mesela...bi de garip, insan yapımı bir gölgelik...hiç bir şeyin ortasında...Spongebob bir ağaça takıldı, cantamdan çıktı. Dedim bu bir işaret, yarım saat dinlenmece.



Yol kenarında, her çivisine kadar 50'lilerin Amerikası'nı yansıtan bir pansiyon. Fena çekici...gidicem oraya bişiler içmeye.



Hunharca kelleştirilmiş başka bir alan...Devlet baba bişi yapıyor belli.

Adrasan girişinde beni bahçeden görüp çağıran iki Teyze:




"Gel hele gel! Kimsin sen nesin? Niye üstün çıplak? Yanarsın oğlum böyle? Oy ayağında bot var! Pişik olacak yavrım! Sırtındaki ne resmi hele? Kuş mu? Ne kuşu? Çıkar mı o? Nereden geldin? Haaa Şişli! Evli değil misin sen? Abooo! O ne sırtındaki? Ne bebeği o? Sünger pop mu??? Heee...Su iç hele ha! Soğuk buz gibi! Sahile burdan böle gidecen, 20 dakkada gidersin ha! Yangın mı? Aman nolcek, bi  tepe yanıverdi, bişi yetişmezdi ki orada! Hadi kolay gelsin!"




Offf, hallaç pamuğu gibi attılar beni. Canları sıkılmış, eğlendiler, kullandılar beni :)

Adrasan'ın bir tepesi gitmiş...Ama kavrulmuş ağaçlar hala duruyor. O yüzden belli bir mesafeye gelene kadar zararı anlayamıyorsunuz. Bunlar şimdi sökülüp yenileri dikilecek, o zaman tatsız bir görüntü olacak. Lakin tamamının gitmesinden iyidir.

...ama o pansiyonlar...

İçim acıdı...bunlar Olimpos'taki gibi de değil, gayet normal binalı filan...

Yanmış yatırımlar...

Sigortası da yokmuş çoğunun...

Sert.

Ancak yatak kapasitesinin belki anca 5% i gitmiş...çoğu pansiyon yerinde.







Her şeye rağmen Adrasan ayakta


Ayıp olmasın diye tişörtümü giyip, güzel tasarımlı bir cafede patates kızartmasına dalıyorum...

Saat 18:30 filan...

Son Olimpos arabası 18:00'da kalkmıııış!

Ver elini otostop!

Kadir ile Yüksel alıyor beni...film çekimi için anlaşma yapmışlar Adrasan'da...Yapımcı, oyuncular.

E meslektaş sayılırız...Sohbet muabbet. Normalde Antalya merkeze gidecekler ama benim için yolu uzatıp Olimpos'a bırakıyorlar.

Ayak uzatmaca...kitap okumaca...akşam yemeği sonrası Solera'dan Yüksel geliyor.

O da Bayram'da kalıyor, sıkılmış. Muabbet ediyoruz.

Şimdi şarap evi Solera, Yüksel, Süleyman, Evrim, Sabri gibi bir konumuz varki, o başka zamanın yazısı. Bildiğin özel bir zamanın yazısı.

Büyük ekrandaki maça bakmadan bitiriyorum günü.

Bu mudur? Valla bu...aslında her şey bu.